Uzun yazmayacağım. İnsanlarin hapitatlarindan kopmasina neden olan politikaların sonucu olarak binlerce,onbinlerce insan yerinden,yurdundan kopmak zorunda kalıyor. Bu durum utanç verici olsa da gerçek bu.

Bu gün dünyanın bir numaralı gündemi savaş ve savaşın bir sonucu olarak zorunlu göç. Hem de ölümüne.

Öyle ellerini, kollarını sallayararak,valizlerini alarak bir araçla uzaklaşma aklınıza gelmesin. Her şey çok daha korkunç ve yakıcı.

Her şeyi geride bırakmak zorunda kalıyor insan. Hiç bir şeyini alamamak,bütün sevdiklerini bırakıp yollara düşmek. Îste ölüme eşdeğer,bırakıp gitmek zorunda kalmak.

Yol da tekin değildir. Mayın,sınır, asker,ınsan tacirleri,rüsvet,ırkçılık ve açlık…

Liste uzayıp gider. Multecilik ölümden bir tık aşağıdadır,bazen eşitlendiği de olur. Yani ölüm mülteciliğin gölgesi gibidir.

Însanin utanci devlet aygitinda olmayınca, insan sinirda,deniz ve metropollerde ölüverir kimsesiz, kayıtsız. Ne üzerinde belge doğrudur,ne de bedeninin sahibini araştıracak bir irade vardır ortada.

Yani kocaman bir kaostur multecilik.

Yaşarsa kocaman yüklenir yaşama. Bütün gücüyle yürür, umuda ve hayale doğru.

Mesele yaşayabilmektir.

Bir multecini firçasından çıkan bu resim de olduğu gibi…