Zamana inat, ölümsüz ağaç

Bazı ağaçlar var ki, bilinen insanlık tarihinden daha eskidir. Bunlardan biri de zeytin ağacıdır. Kimisi bu ağaca “ölümsüz ağaç”  ya da “hayat ağacı” da der. Ortaya çıkan bulgular, yapılan arkeolojik kazılar, zeytin ağacının 40 bin yıllık bir geçmişi olduğunu göstermiştir. Bazı kuruyan ağaçların yıllar, hatta asırlar sonra yeninden yeşerdiği, meyve verdiği biliniyor.

Sonbahar mevsiminde çoğu ağaç kızıl ve sarıya dönerken, zeytin kendine has bir tonda yeşil kalmaya devam eder. Acı meyvesi hem insanlık tarihi kadar eski, hem de harika bir katıktır.

İnsan bu harika katığı ne zaman keşfedip, tatlandırmayı öğrendi bilinmez ama, asırlardır zeytin insanları açlıktan kurtarıyor, hastalıklardan koruyor, insana güzellik katıyor. İnsanlar asırlar önce zeytini yiyecek olarak kullanmaya başladı, yağından yararlandı, kandillerde aydınlatmada kullandı.

Bu olağanüstü ağaç, bildiğiniz gibi harika bir meyve verir. Bu harika meyve önceleri acı olsa da, insan eliyle zamanla müthiş bir tada dönüşürken, yağı insan için, anne sütü kadar bir sağlık iksiridir.

Zeytinin posası bile önemlidir, antiseptik özelliği vardır. Sabun yapımında kullanılır, çöpe atılacak artığından da gübre ve yakacak olarak yararlanılır.

Bu günlerde çarşıda, pazarda tezgahları süsleyen yeşil ve siyah zeytinlerin hasat zamanıdır. Bütün Akdeniz, Mezopotamya zeytin hasadına başlar. Hasat takvimi her yerin iklimsel yapısına göre değişse de, genellikle kışa girmeden son yağmur yağdıktan sonra zeytinler toplanır, ayıklanır ve sofraya gelmesi için yolculuğa çıkarılır.

Kimisi yağ için eski taş değirmenlere, modern tesislere, kimisi tuzla buluşarak, sofralardaki yerini almak için zaman tünelinde işlemlerden geçerek, sofralara ulaşır.

Çocukluk yıllarım zeytine hasret bir ortamda geçti. Zeytin yurdunda, biz zeytini gramla alırdık. Bu yoksulluğumuz değildi, yok edilen bir zeytin kültürünün sonucuydu. Zeytin için en uygun ortam ve topraklarda yaşıyor olsak da, zeytin sofralarımızdan uzak, bakkalda satılan pahalı hatta lüks bir yiyecekti.

Çocukluktan kalan bu ukdeden dolayı, son birkaç yıldır zeytin ağacına, zeytine, zeytin hasadına merakım iyice arttı. Her yıl zeytin hasat mevsiminde sokaklardaki zeytin satıcılarını izlemeye, fotoğraflamaya gidiyorum. Her gittiğimde yeni bir bilgi ile eve dönerken, ağacın olağanüstü hikayesine de tanık oluyorum…

Bu neft-i yeşil ağacın olağanüstü hikayesini, meyvesinin harika tadını ve insana kattığı enerjiyi öğrenince çocukluk yıllarıma hayıflanıyorum.

Bu olağanüstü ağacın hikayesi de kendisi gibi ilginçtir. Bir çok söylence ve efsane olsa da, en önemlisi sanırım Nuh Tufanı ile ilgilidir. Çoğumuz biliriz.

Anlatılır ve denilir ki, zeytin Nuh Tufanına dayandı ve o gün, bu gün insan için katık olmaya devam etti, barış sembolü ve sağlık iksiri oldu.

“…ve insanlık zeytinle yeniden doğar.”

“Kutsal kitapların bir çok bölümünde Hazret-i Nuh ve tufandan bahsedilir. İnsanların yeryüzüne kötülük tohumları saçtığını gören yaradan, onu bir tufanla cezalandırmaya karar verir. Ve Hazret-i Nuh’a bir gemi yapmasını, bu gemiye her hayvandan erkek ve dişi yedişer tane almasını söyler. Ardından büyük tufan başlar, Günlerce yağmur yağar, Hazret-i Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, yeryüzü üzerinde yaşayan her şey sulara gömülür. Bir süre sonra tufan durulduğu zaman Hazret-i Nuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercini güneşin battığı yere doğru salar. Sular çekilmediği için güvercin gemiye döner. Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salar. Güvercin bu sefer, ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağıyla gelir. O zaman Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlar. Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin, o günden bu güne, ümidin, bolluğun, esenliğin ve barışın simgesi olur. Tufanın yok edici gücüne karşı direnen zeytin ağacı ise ölümsüzlüğün.”

“İnsanlık tarihindeki yerini kavrayabilmek için 40 bin yıl öncesine kadar uzanmak gerekiyor. . Zeytin ağacına ilişkin elimizdeki en kayda değer veri, Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik çalışmalarda elde edilmiştir. Bu çalışmalarda 40 bin yıllık zeytin yaprağı fosillerine ulaşılmıştır. Aynı zamanda Kuzey Afrika’nın Sahra Bölgesi’nde gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalarda da MÖ 12 bin yıllarına ait zeytin ağacı bulgularına rastlanmıştır. Fakat bu bulgulara ulaşılmasına rağmen ilk zeytin hasadının ne zaman yapıldığı hâlâ cevapsız bir soru olarak kalmıştır.”

Bilim, zeytin ağacının tam olarak ne zaman ve nerede oluştuğuna dair bir açıklama getiremese de Yunan Mitoloji buna kendince şöyle bir açıklık getirmiştir.

Antik Yunan’da i Zeus, insanlığa en değerli armağanı veren tanrı ya da tanrıçanın yeni kurulan şehrin hükümdarı olacağını vaat etmiştir. Bu haberi duyan deniz tanrısı Poseidon ve bilgelik tanrıçası Athena büyük bir mücadeleye girerler. Poseidon, insanları keşfedilmemiş, uzak diyarlara götürecek olan görkemli “Atı”; Athena ise insanlığa yüz yıllar boyunca bereket ve yaşam kaynağı olacak olan “Zeytin Ağacı”nı hediye eder. İnsanların huzuruna sunulan bu armağanlardan ancak bir tanesi daha değerliydi.

Bu da zeytin ağacıydı. Yani aslında bizim bugün hayatımızın neredeyse her yerinde kullandığımız zeytin yeryüzüne bir armağan olarak gönderilmişti.”

Bu gün dünyanın en yaşlı zeytin ağacı Girit Adası’nda bulunuyor. Buradaki ağacın yaşı tam olarak hesaplanamasa da, ağacın 3 bin yaşında olduğu olabileceği ileri sürülüyor.

“Girit adasında yer alan Vouves Köyü’nde, 3.000 yıllık olduğu tahmin edilen bir zeytin ağacı, günümüzde hala zeytin veriyor.

Girit adasında yer alan 3.000 yıllık zeytin ağacı. Fotoğraf: David Hodgson, via Flickr Commons

Kuvvetli ve dirençli “Vouves Zeytin Ağacı” bugün hala meyve yani zeytin veriyor.

Arkeolog Ticia Verveer, kendi Twitter hesabından bu ağacın fotoğrafını yayınladı ve şunları kaydetti: “MS 64 yılında Roma yandığında ve MS 79 yılında Pompeii yanardağ küllerinin altına gömüldüğünde bu ağaç buradaydı.” Bütün bunlar, bu ağaç daha henüz gençken gerçekleşmişti.

Vouves zeytin ağacı 3.000 yıldan daha eski, 12.5 metrelik bir gövde çevresine sahip, 4.6 metre çapında ve bir yabani zeytin ağacında 3 metre yükseklikte aşılanmış yerel tsounati çeşidine ait. Aşılama nedeniyle gövdesi, doğal yollarla bir heykele benzediği kadar güzel şekillenmiş.

1990 yılında, Hanya vilayetinin oybirliğiyle aldığı karara göre, Vouves Zeytin Ağacı büyük bir Doğal Anıt olarak ilan edildi.

Girit Adası’nda yer alan 3 bin yıllık zeytin ağacı / Fotoğraf: David Hodgson/Flickr Commons

Yaprak dökmeyen zeytin ağacının meyvelerinden zeytin ve zeytin yağı  üretiliyor ve bu bölgeyi Girit’teki zeytin yetiştiriciliğinin beşiği haline getiriyor.

Ağacın gövdesinin içi, özsüz olduğu için boş, böylece zeytin dışa doğru yenileniyor ve öz odunu yavaş yavaş çürüyor.

Zeytin ağacı odunlarını sürekli olarak yenilediğinden aslında ölümsüzlüğün sembolü olarak sayılır.”***

*OLİVE.İNFO.TR

**FELSEFETASI.ORG

*** ARKEOFİLİ.COM

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s