Adıyaman merkezde bulunan tarihi Tuz Hana yakın, Demirciler Çarşışında bir kaç yıl öncesine kadar , bir ayakkabı tamircisi vardı.. Son yıllarda göremiyor olsam da yeri boş duruyor.

Yaz kış taş duvarın dibinde, açık havada kurduğu tezgahında çalışır, ayakkabı tamir ve boya işleriyle uğraşırdı. Adıyaman’ a her gittiğimde onu yerinde  bulur, biraz daha omuzlarının çöktüğünü, yüzündeki yorgunluğun arttığını görürdüm. Kaçak tütünden sardığı sigarasını derin derin çeker, elindeki işine bakardı.

Öylesine derin ve mahzun bakar ki, insan ister istemez duygulanır, içi acırdı.Yılların ağır yükü altında ezilsede  işini asla savsaklamaz, sürekli çalışırdı.

Görünüşüne bakılırsa Kaviydi. Zihnim beni yanıltmıyorsa, Adıyaman’da dağlık bölgede yaşayan aşiretlerin geneline Kavi adı verirlerdi. Erkekleri genellikle gür bıyıklı olan Kaviler, tütün ekimi işleriyle uğraşır,tütün satarlardı…

Adını bile bilmedeğim ayakkabı tamircisi erkenden tezgahını açar, köyden gelen tütüncülerin, esnaf ve müşterilerin ayakkabılarını boyar, eskimiş ayakabıları tamir ederdi.

Tek işi buydu. Bütün hayatı eski ayakkabılara hayat vermek, tekrar tekrar giyilmesini sağlamaktı. Beyazlaşmış sakalı, kırış kırış olmuş alnı ve yüzünde derin ifade onu herkesten farklı kılıyordu.

Bir kaç yıldır yerinde yeller esiyor.Oysa hikayesini yazmak istiyordum. Bir kaç denememe rağmen, pek konuşmak istememişti. Ben de çok üstelememiş, olayı seyrine bırakmıştım.

Yanlış yapmışım. Keşke daha derinlikli sohbet edebilseydim.

O derin bakışların arkasında ki acıları, yaşanmışlıklarını dinleyebilseydim…

Dinleyemedim. Fotoğrafı bana yadigar kaldı.Bir gün hikayesini zulamda sakladım…

Zaman aktı böylelikle.

Kimdi, nerdeydi, yaşıyor muydu?

Artık fotoğrafın izini sürme zamanı geldi. Onu bulacak, yaşamasa bile hikayesine ulaşma niyetindeyim. Belki bir evladı, akrabası ve çevresinden birisi bana hikayesini anlatır, fotoğrafını alıp, duvarına asar.

Bir iz, bir adres lütfen.