İçeriğe geç

Hakkını, hakları tanıyan Öğretmenlere

Bir zamanlar öğretmen olduğumu unutmuşum. Bu sabah bir dostum hatırlattı. Öğretmenler Günümü kutlayınca, bir an durakladım. Öğretmenlik yaptığım günlere gittim…Tümden unutmuşum. Öğretmenliği bırakalı tam 14 yıl olmuş.

24 Kasım Öğretmenler Günü, 1981 yılında 12 Eylül darbesini yapanların zihin dünyasından çıkıp, hayatımıza giren bir gün. Bir çok ülkede ise 5 Ekim olarak kabul görüyor. BM bağlı, eğitim  ve kültür kurumu olan UNESCO tarafından tavsiye kararıyla 1994 yılından sonra dünya genelinde yaygınlamaya başlanıldı.  Özellikle 5 Ekim’de öğretmenlerin mesleki ve özlük hakları dile geliyor, statülerinin iyileştirilmesi için bir farkındalık hedefleniyor. Özellikle eğitim sendikaları ve demokratik kurumlar 5 Ekim’i canlı tutmaya çalışıyor. Ülkemizde de 5 Ekim Dünya Öğretmenler Gününü esas alan kurumlar olmsasına rağnen, resmi düzeyde, 1981 yılında karar altına alınan 24 Kasım’ı esas alıyor.

Aslında işin özüne sadık kalınsa, günün hangi tarihte olmasının büyük bir önemi yok. Önemli olan öğretmenlik mesliğinin demokratik, özlük ve ekonomik hakları ve toplumdaki saygınlığı.

Bu gün öğretmenlerin mesleki saygınlığı yerlerde sürünüyor. Eğitim süreçleri, sahip oldukları demokratik haklar ve  aldıkları ücret “Öğretmenlik mesleğine” denk olmaktan çok uzak. Özellikle de sözleşmeli çalışma, ücretli gibi ucube tanımlamalar öğretmenlerin özlük haklarına büyük darbe getirdiği açık. Öğretmenlik mesleği iktidarın baskısı altında. Eğitim sistemi tamamıyla hükümetin zihin dünyasına göre dizayn ediliyor, öğretmenlerden de genelgelere göre eğitim ve öğretim vermesi istenilmektedir.

Oysa eğitim öğretim merkezi olduğu kadar, yerel farklılıkları, özellikleri de esas almalıdır. Çünkü evrensel değerler, yerel kültürler, bilimsel yöntemler dar bir çerçeveyi kaldırmaz. Bu nedenle eğitim sistemi daha kapsayıcı, iktidarın değişkenliğinden uzak VE kesinlikle katılımcı olmalıdır. Öğretmenlerin, velilerin, öğrencilerin katılımcılığı sistemi daraltan yöntemlerle değil, genişleten bir anlayışla inşa edilmelidir. Mesele okul idareleri öğretmenlerde içinde olduğu bir kurul tarafından belirlense  kötü mü olur?

Kötü olmaz diye düşünüyorum. Çünkü okul yönetimi eğitim ve öğretimin bir parçası, bu nedenle de öğretmenlerin kendisini bulduğu bir yönetim mekanizmasına dönmeli.

Öğretmenin ekonomik ve mesleki haklarından yararlanma süreci okul zamanında başlıyor. Ders içinde ve teneffüs saatlerinde sahip olduğu haklar öğretmenlik mesleğini geliştirir. Ama görünen o ki, öğretmenden emir ve talimatlara uyması istenilmektedir. Bunların çoğu da eğitim ve öğretimin dışındadır.

Neyse bu günü Öğretmenler Günü olarak görmek mümkün olabilir ama eksiktir. Çünkü Türkiye ‘de Öğretmenler Gününde kimse öğretmenlerin hak ve hukukundan bahsetmemektedir. Daha çok işin kutsiyetine vurgu yapılarak, gururların okşanması amaçlanmaktadır.

Bir hediye gününe dönüştürülen gün, olsa olsa öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılma sürecini örtmekten başka bir işe yaramaz.

Bu gün öğretmenlerin içinde bulunduğu durumla ilgili tek kelime ediliyor mu?

Edilmediğini biliyoruz. Bu konuda kafa yoranlar var ama sesleri oldukça zayıf çıkıyor.

Binlerce atama bekleyen eğitim fakültesi mezunu öğretmen adayı, sözleşme ile atanan  öğretmenler, ücret karşılığı çalışan kısmi zamanlı öğretmenlerin neler yaşadığını bilen, araştıran, tartışan kaç kişi ya da kurum var?

Yine kadrolu öğretmenlerin özlük , demokratik ve ekonomik hakları nedir, ne durumdadır, araştıran kimler var?

Herşeye rağmen, bu gün emekleriyle geçinen, çocuklara hayatı öğreten, kendi hakını savunan, öğrencilerin haklarını da tanıyan ve buna göre bir öğretim modeli ile sınıfları aydınlatan öğretmenlerimize selam olsun.

Kategoriler

Genel

ŞeyhmusÇakırtas Tümünü göster

Işığa sevdalı birisiyim. Elimde iki diploma, bir KHK belgesi var. Değişik düşüncelere açık olduğumu ifade edebilirim. Kural,kaideleri çok sevmem, ama ilkesiz de yaşamam. Fotağraf ve yazı peşinde ki yolculuğum henüz orta okul sıralarında başladı. Yıllardır da devam ediyor.Henüz iyi bir fotoğraf emekçisi olamadım, bir kitabım olmadı. Hayatımın karesi için gezmeye, o kareyi yakalamaya, kalemi oynatmaya çalışıyorum. Mutlaka bulacak, kaf dağında olsa da fotoğraflayacağım diye düşünüyorum.
Belgelemek, yoksul ve yoksunların duygularını ölümsüzleştirmek hoşuma gidiyor. Sokakları seviyorum, insanları, değişik kütürleri, tarih ve doğayı seviyorum. Bir de sevmediğim bir şey var. Saydıklarıma tezat olan, yıkan ve yok eden savaşı hiç sevmiyorum...
Bu yolda bana destek olmanızı istiyorum. Destek derken yazdıklarımı okuyun, fotoğraflarımı inceleyin, hesabımı takip edin ve beni acımasızsca eleştirin...
Hatta siz de fotoğraflayabilir, yazabilir ve blogumda yayınlaması istiyebilirsiniz.
Sizinle canlı bir ilişkilenme sağlayabilirsem, mutlu olacağımı, çok şey öğreneceğimi biliyorum...
Hepimize selam ve saygılarımla..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: