Bir sessizlik çığlığı: Semiramis

Sabahın ilk ışıklarında Van Gölü’nün yüzeyi gümüşümsü bir ışıltı ile kaplanır. Özellikle yaz mevsiminin bahardan kalma günlerinde, her şey o kadar dingin olur ki, insan ister istemez sessizlik içinde kaybolur. Göl donar sanki. Bir ayna gibi, gökyüzündeki ışıltıyı doğaya yansıtır. Arada bir oluşan yakamozlar ve balıkların su yüzeyindeki hareketi dışında göl alabildiğince hareketsiz ve pürüzsüzdür.DSC_6582.JPG

Ortamın sessizliği insana zaman zaman ürperti verir, yüreğini ıssızlaştırır.

Ne bir dalga, ne bir kıpırtı. Her şey sessiz, her şey tetikte. Kuşlar bile, sessizce kanat çırpıyor, gümüşümsü göl yüzeyinde.

Güneş, doğdu doğacak. Batıdan akan uykusuz yolcular ve güne başlayan dağ rüzgarı göl kıyısında yolları kesişiyor ve hoş bir serinlikle doluyor ortalık. Her nedense bütün yolculuklar güneş doğmadan sonlanıyor Van Gölü’nde ya da bana öyle geliyor.

Göl demek belki de yetersiz olur. Bu nedenle Van Denizi demek daha doğru. Zaten Vanlılar göl demez, Behra Vanê der, yani Van Denizi.DSC_6268.JPG

Her şeyin sessizlik içinde yol aldığı saatlerde, güneş doğar dağların ardından. Önce Artos’un dorukları som sarı renge boyanır, sonra bütün göl yüzeyi gök mavisine dönmeye başlar, olabildiğince sessiz.

Tarih canlanır bir an, sessizlik paramparça, dinginlik bir kasırgaya döner. Savaşlar, acılar ve insanın içini acıtan göçler canlanır birden bire. Efsane olur gölün gümüşümsü yüzeyi.

Aşkın en derin sancısı ve dağlar arasında sıkışmış bir hikayeye döner ortalık.

Biraz efsane, biraz tarih ve sancısı insanın.

Sonra efsaneler sıralanır bir bir tarih sarmalında. Acılardan, ölüm ve ayrılıklardan yana anlatımlar med cezir yaratır göl sularında. Yakamozlarında kaybolur, kalenin surlarında ölümsüzleşir anlatılanlar.DSC_6274.JPG

En çok da yürek sancısından dem vuran efsaneler.

Semiramis, Tamara,  Xecê…

Kavuşamamanın derin acısıdır yaşanılan, dilden dile dolaşan ve bu güne gelen. Anlatılan insanın sancısıdır aslında.

Ve denilir ki, Dağ ülkesinde doğan Semiramis ki adını Kumrulardan alır. Bir mucizevi kurtuluştan sonra güzelliği ile yaşama tutunur.DSC_6300.JPG

Efsane bu ya, gel zaman git zaman Asur Kralının aşkına maruz kalır  Semiramis. Ansızın gelen aşk, yüzüğü parmağına geçirmesiyle hayatı değişir ve kraliçe tahtına oturur.

Semiramis kraliçe olur ama doğduğu toprakları unutamaz, bir ömür doğduğu topraklara özlem duyar. Hatta denilir ki, Babil Bahçeleri bu hasretliğin tasavvuru olarak inşa edilir ve bazı tarihçiler bu olağanüstü bahçelere Semiramis Bahçeleri adını verir.

DSC_6348.JPG

Semiramis zaman içinde doğduğu topraklara dönmek için kral eşiyle sefere çıkar, doğduğu toprakları ziyaret eder. Bu sırada  Van dolaylarında Ara adında bir Urartu hükümdarına gönlünü kaptırır. Semiramis aşk ateşinde yanarken, askerleri ise sevdiği Ara’nın topraklarını işgal etmekle meşguldür. DSC_6295.JPG

Semiramis aşkının izini  sürse de, Asur ordusu önüne geleni keser, öldürür, yakar. Aralarında sevgilisinin de olduğu Ara ülkesinin bir çok insanını kılıçtan geçirilir. Askerleri Ara’nın topraklarını almakla yetinmez ve kendisini de öldürür. Ara’nın öldüğünü duyan  Semiramis’in dünyası kararır. Yüreği yaralı bir halde seferi durdurma emrini verir. Ara’nın acısıyla Van Gölü kıyısında konaklar ve buraya  sevgilisi adına bir kale yaptırır. Bir süre sonra da Asur’a  geri döner, hayata küser ve Babil Bahçelerinde ki sarayında acı içinde ölür.Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, bulut, ağaç, alacakaranlık, bitki, açık hava, doğa ve su

Efsane bu ya, dilden dile dolaşır, dağların doruklarında yaşayanların dilinde gezer ve günümüze ulaşır…

Ait olduğu yere, insan yüreğine geri döner.

Reklam

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s