Zam û zam

Mazot 100 lirayı aşınca

Uzun süredir petrol ürünlerine gelen zam yeni bir eşiğe ulaştı. Bugün itibarıyla mazotun litresi 100 lirayı aştı. Bunun ne anlama geldiğini toplum olarak çok iyi biliyoruz. İğneden ipliğe herşeyin fiyatı artacak. Çarşıda, pazarda, mutfakta herkesin canını sıkan bu durum nereye kadar gidecek? Mazot ve diğer akaryakıt zamları nerede duracak?

Bunu bilen yok.

Artık otomatikleşen zamları kanıksamış durumdayız. Hatta zam haberlerinin gelmediği günlerde bile insanlar, “Yakında zam gelir” diye konuşmaya başlıyor. Halk kendi arasında fısıltıyla konuştukça zam haberleri de peşi sıra geliyor.

Oysa akaryakıta gelen her zam, yalnızca aracın deposuna yansıyan bir maliyet değil. Yakıt, hayatın hemen her alanında kullanılan temel bir girdidir. Tarladan fabrikaya, nakliyeden market raflarına kadar uzanan bir zincirin parçasıdır. Bu nedenle yakıt fiyatındaki artış, doğal olarak satın aldığımız hemen her şeyin fiyatına yansıyor. Ekmeğin fiyatı artıyor, su pahalılaşıyor, eğitim giderleri karşılayamaz noktaya geliyor.

Yakıta gelen zama karşın, gelirler artmıyor.

Ücretli çalışanlar, emekliler, işsizler ve sabit gelirle yaşamaya çalışan milyonlarca insan artan fiyatlar karşısında ne yapacak? Elde edilen para, artık temel ihtiyaçları karşılamaya yetmiyorsa insanlar harcamalarını nasıl sürdürecek?

Ne yapılacak, nereye başvurulacak?

Alın size güncel bir soru? Cevaplayana aşk olsun….

Artık biliyoruz ki mesele yalnızca bir litre mazotun kaç liraya satıldığı değil. Mesele, insanların gelirleriyle yaşam maliyetleri arasındaki makasın giderek açılmasıdır.

Bugün mazot 100 lirayı aşıyorsa bunun yarın ulaşım ücretlerine, gıda fiyatlarına, üretim maliyetlerine, lojistiğe ve dolayısıyla bütün yaşam giderlerine nasıl yansıyacağını düşünmek gerekiyor. Bu zamlar öyle masumane sonuçlar doğurmayacak.

Peki, bu zamlarla nasıl baş edeceğiz?

Vatandaşın önüne sürekli “zam” konulurken, gelirlerin nasıl korunacağı da aynı ciddiyetle ele alındığını söylemek mümkün değil. Devlet bu durumu fırsata çevirmiş görünüyor. Dünyada petrol fiyatları yukarıya doğru artıkça, içte de fiyatlar daha hızlı yükseliyor. Bunun toplumu sarstığı ortada. Herkes muzdarip. Zam yapan kurumlar, fiyatları artırmanın ötesinde, bunun toplum üzerindeki sonuçlarını da düşünmek zorunda. Yıkıcı yönünü de görmek zorunda.

Çünkü insanların artık sadece “Bir sonraki zam ne zaman gelecek?” sorusunu değil, “Bu hayat pahalılığı karşısında nasıl yaşayacağız?” sorusunu sormaya başladığı bir yerdeyiz.

Ve bu soru, görmezden gelinecek bir soru değil.

Çünkü oldukça gerçekçi.

Yorum bırakın