Işığın rotasında bir yolcuyum. Elimde işe yaramayan iki diploma, ferman tarzında göksüme asılı KHK belgesi ve ucuz sayılan bir iki fotoğraf makinam var. Değişik düşüncelere, dünyalara yolculuğu seviyorum. Kural, kaideleri çok sevmem, ama ilkesiz de yaşamam. Fotoğraf ve yazı peşinde ki yolculuğum henüz orta okul sıralarında başladı. Yıllardır da devam ediyor. Henüz iyi bir fotoğraf emekçisi olamadım, ilk göz ağrım bir kitabım var. Aynadaki Zamandan/İzler adlı kitabım aynı zamanda fotoğraf ve kalemle uğraşımı anlatıyor. İnsanların hikayesini, fotoğraflarını okuyucuya ulaştırmaya çalıştım. Hayatımın en iyi karesi yakalamak için gezmeye, o anı dondurmaya, kalemi oynatmaya çalışıyorum. Mutlaka bulacak, Kaf dağında olsa da fotoğraflayacağım diye düşünüyorum.
Belgelemek, yoksul ve yoksunların duygularını ölümsüzleştirmek hoşuma gidiyor. Sokakları seviyorum, insanları, değişik kültürleri, tarih ve doğayı seviyorum. Bir de sevmediğim bir şey var. Saydıklarıma tezat olan, yıkan ve yok eden savaşı hiç sevmiyorum...
Bu yolda bana destek olmanızı istiyorum. Destek derken yazdıklarımı okuyun, fotoğraflarımı inceleyin, hesabımı takip edin ve beni acımasızca eleştirin...
Hatta siz de fotoğraflayabilir, yazabilir ve blogumda yayınlaması isteyebilirsiniz.
Sizinle canlı bir ilişkilenme sağlayabilirsem, mutlu olacağımı, çok şey öğreneceğimi biliyorum...
Hepimize selam ve saygılarımla..
Her mevsim güzel olan insandır. Mevsimler insana sadece güç ve duygu katar. Mekan değişir,mevsim döner,hava serinlik
döngüsüne girer.Ya insan,asıl insanın bir değişim ve güzelleşme döngüsüne girmesi gerekiyor. Antep’te bir pazar günü kaçak çay ve çıtır simit. Buyrun kale dibinde çay içmeye.
Zamansız bir fotoğraf olsa da, bahar her zaman insanın içini ısıtır ve ruhunda bir tatlı tebessüm bırakır. Şiir tadında bir iz, gökkuşağı renginde bir mevsimdir. Sonbahahara inat yemyeşildir ve dirilişin türküsüdür.
Tarih 2009 Viranşehir. Bir manav dükkanı. Her şey var. Ne arasan yani. Öyle kudret narıymış, altın çilekmiş ya da avakado imiş gibi meyveler değil, Viranşehir ve çevresinde yetişen organik meyveler. Karpuz, kavun, şelengo, damates, biber, patlıcan.
Kado burda sadece bir isim. Ava Kado ise Kado’nun suyu. Dükkan işletmecileri aile boyu. Ane, çocuk, torun…
Sonbahar geldi mi bir telaş başlar yoksul mahallelerde. Yakacak, kışlık erzak telaşıdır bu. En çok da kadınlar bunun telaşında olur. Kimisi kurutmalıkları hazırlar; salça, isot derken, daha yoksul olanları kağıt ve çalı çırpı toplamak için sokaklara çıkar.
Ve sonbahar gelir. Bir serin yel, sonra ufaktan bir yağmur ve kısalan günler.
Enflasyon tek haneye düşmüş. He valla inaniyorum. Ama kafamı kurçalayan soruları ne yapacağım? Çarşı pazar ekonomisinde hiç tek haneli durmuyor. Pazarda her şey fiyatı neredeyse iki kat artmış.
Şimdi ben çarşı pazara mı inanayım, yoksa hükümetin bürakratlarına mı inanayım?
Siz söyleyin Allah aşkına.
Döviz değer kaybeder,
borsa yükselir ama her nedense akaryakıt fiyatları hep yukarıya doğru seyreder.
Bu bir çelişki değil mi?
Anlamadım gitti. Zaten okuduğumda da bana hikaye gibi gelmişti.
Göstergeymiş, borsaymış, dövizmiş.
Hepsi fasa fiso.
Sen mutfaktan,çarşı pazardan haber ver.
Cebimdeki paradan, elimdeki işten haber ver.
Mutfakta tencere zor kaynıyorsa, çarşı pazar pahalılıktan şikayet ediyorsa ve çalışanların maaşları eriyorsa, en kötüsü insanlar iş bulamıyorsa, rakamların ne değeri olabilir?
Doğal gaz ve elektirğe yapılan zama ne demeli?
Sahici olan rakam mı, yoksa çarşı pazarın reel dünyası mı?