Tarihten bir ağıt

Papatyalar açarken fırat kenarında,
Sesizce izlemek guneşin

doğuşunu,
Tarihten bir ağıttır,Hasankeyf te gece,
Kuru soğuktur Nemrutta seher,
Direnistir Amed surlarinda türküler,
Dicle asalettir sesizce,
Munzur aglar vah Dersimo,
Serhatta Dengbej sesidir gece vakti,
Botan çayı kan akar,
Çıglığıdır yankılanan acı tarihin,
Dağların yamacında Ézidi köyü,
Sarı gelin,bir yani Ermeni,
Acilin kapilar der pir sultan
Ve cok sesli stranlar,
Zagrosa uzanır bir boylu boyunca,
Inadina bulusur dicle ve firat,
Karacadağ hep kar,
34 defa vurulurum sinirda,
40 beden daragacinda,
Zilan’da Kocgiri de isyanda,
Vurulurum hergun yeniden,
Metafizik kurallari alt ust,
Kimliksizlestikce cogalirim,
Her Dem Dehaklara kawa,
Isyan atesiyim mezopotamyada,
Yanarim alev alev..

Hasan Yesiltaş/HerdemSiverek

Şeytan Küçesi

Mehmet Alkanat yazdı.

Şeytan Küçesi Kako Mehmed’ in kahvesi

Kako Mehmed vefat etmiş olsa da, hala onun ismi ile tanınıyor.

Sabah sabah acı bir kahveden sonra cezvede çayın tadı bir başkaydı.

Dikkatimi çeken semavere benzer bir ocakta demlenen kaynayan acı kahve tablasinin üzerindeki çizgi ve rakamlar. Îlk başta denetimi serbest hükümlülerin kalan gün sayısı sandım,arkadaşım yok dedi sonra üretimi tarihi sandım o da değil dedi arkadaşım.Cuma Levent

Acaba seri numarasını dedim oda değil dedi sonra iyice meraklandim,nedir dedim? Sbi dedi o esnafın içtiği çay sayısı dedi. Hafta Sonu hesaplar parasini içtiği çay çizgisine göre alırız dedi.

Çay ve kahve için Cuma Levent teşekür edip ,ayrıldım bir kaç kare resim ile birlikte…

Dışarda dizili küçük tabureler, nargile sahipleini beklerken ben yavaş yavaş dükkana doğru yol almaya başlıyorum.

Mutluluğun Resmi

Kadri Gönüllü yazdı.

Garbi yeli eser hafiften serince
Ta Toroslardan, Nemrut Dağından
Fırat’ın kokusunu alır getirir
Hüznünü ve öfkesini.
Derin bir sessizlik çöker evrene bir anlığına
Dingin bir hiçlik duygusu
Sonsuz bir boşluk
Bir ikindi üstü tarla dönüşü
Torbada umut
Torbada hüzün
Biten günün verdiği tarifsiz huzur
Öylesine bir unutuş,
Kayboluş
Bozkırda.

Fotoğraf: 27 Temmuz 2009, Siverek

Biz hep çocuk kalmalıydık

 

Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Üç taş, üç cam olmalıydı hayat.
En büyük kavgamız gazoz kapağından çıkmalıydı
ve en büyük acımız
öğretmenimizin başka şehre tayini olmalıydı.
Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Büyümeğe özenmeliydik büyümeden…
İnsan dediğin,
yürüdükçe yorulan, yoruldukça ağlayan bir taş değil mi?
Çözmesi zor değil.
Sen ansın, yaşanan zaman…

Şiir: Erhan Güleryüz.

IMG_7181

NUBİA PİRAMİTLERİ

B

ir Fotoğrafçının Gözünden
Nubia’nın Az Bilinen Piramitleri
Yazar: Tolunay Bayram

Sudan’ın turuncu çölündeki az bilinen 2000 yıllık Meroe Piramit Kompleksi’nin eşsiz görüntüleri fotoğrafçı Christopher Micheal tarafından fotoğraflandı.

Fotoğrafçı Christopher Micheal, 2011 yılında Antik Mısır’a dair online bir kurs buldu ve kaydoldu. Bu kursun ardından altı yıl sonra Micheal etkisinde kaldığı ve hayranlık duyduğu bölge hakkında merakını gidermek için Sudan’ın turuncu çöllerini gezeceği 9.509 km’lik bir yolculuk yapmaya karar verdi.

Nubia piramitleri çok az kişi tarafından biliniyor
Olasılıkla dünya üzerindeki hemen hemen herkes Mısır’daki piramitler konusunda bir fikir sahibi. Bu ünlü Mısır piramitlerinin daha güneyinde onlar kadar ünlü olmayan ancak en az onlar kadar iyi korunmuş ve değerli bir piramit grubu bulunmakta. Sudan, Meroe’deki bu piramit kompleksinde MÖ 300’den – MS 350 yılları arasına tarihlenen yaklaşık 200 adet piramit bulunuyor. Yapılan araştırmalarca bu piramitlerin Nubia denilen Sudan bölgesini, uzun süre yöneten Kush krallığının anıt mezarları olduğu anlaşıldı. Anıtsallık bakımından Mısır’daki piramitlerden çok daha küçük olsalar dahi UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunan bu piramitler, bölgenini kültürü hakkında çok önemli bilgiler veriyor.

Mısır kültürünün öğelerini özümsemeye çalışıyorlardı
Nubia’lılar, Mısırlılar mezarları gizlemek için anıtsal piramit mimarisinden vazgeçtikleri dönemde onların kültüründen etkilenerek bu piramitleri yaratmayı ve etkileyici Mısır kültürüne biraz daha yaklaşmaya başlamışlardı.

Burada bulunan piramit kompleksinin bu kadar gizli ve bilinmez olmasının asıl nedeni ise kuşkusuz bu alandaki sosyal ve coğrafi tehlikeler. Micheal, gezisini yapacağında pek çok kez uyarıldığını ve hatta ABD Dışişleri Bakanlığı’nın biraz da zoruyla bir uydu telefonu bile aldığını söylüyor. Ancak Micheal bu önlemlerin tamamı ile gereksiz olduğunu ve Sudan halkının gayet hoşgörülü ve misafirperver olduğunu belirtiyor.

Micheal, Sudan’da gezdiği bu büyük piramit kompleksinde onun için en ilgi çekici olan şeyin bu alanın turistik anlamda ticarete dökülmemiş olması olduğunu söylüyor. “Dürüst olmak gerekirse 2000 yıl öncesine götürülmüş gibiyim. Yalnızca çöl, siz, göçebe kabileler ve arada sırada ortaya çıkan develer dışında hiçbir şey yoktu.” diyor.

Her ne kadar bu güzel tarihi alan oldukça iyi korunmuş olsa da olasılıkla yapıldıkları dönemlerden bu yana soyguncuların ve mezar hırsızlarının tahribatına maruz kalıyor. Hatta pek çok 19. yüzyıl hazine avcısının günlüklerinde Meroe bölgesinde yapılan büyük hazine kazıları ve piramit tahribatlarından bahsediliyor
Arkeofilu.com

Însanin yüreği su görmeli.

Insanin evi suya bakmalı. Öyle deniz filan da olması gerekmez. Ama biraz su,biraz ağaç ve yüreği temiz dostlar görmeli. Varsa gerçek dostların zenginsin bilesin. Kıymetini de bilmelisin. Para kazanmaktan daha zordur dost kazanmak.

Insanin oturduğu yer su görmeli,yeşili ve bazen gökyüzünü. Insan uyandığında yani başında sevgilisini görmeli ve okurken yek vücut olduğu bir kitap olmalı…Su,ağaç,gökyüzü,sevgili ve kitap bir yürekte yer almalı…

Însanin yüreği su görmeli ve sevgide çarpmali.