21 YY en büyük sorunu sanırım güven kavramının giderek kaybolması, anlamını kaybetmesi, yeni bir boyuta taşınmasıdır. İçinde bulunduğumuz çağda güven yoktur demek belki daha doğrudur.  İnsanlar birbirine güvenmekten çok, küresel düzeyde faaliyet yürüten kurumların yönlendirmelerine kapılıyor ve istemese de onların izinden yürüyor.

Matematikte güven sayılardır, bankacılıkta güven kefildir, ipotek ve rehin gösterilecek mal, mülktür. Ticarette güven çektir, referans gösterilecek kaynaktır.

Gerisi laf û güzaftır.

Bu nedenle güven yüzyıl, hata yarım yüzyıl öncesinde anlaşıldığı gibi bir anlam içermemektedir. Anlam kayması, yeni anlamlar yüklenmesi söz konusudur. Bildiğimiz, yalın ve insana güç katan güven artık çok gerilerde kalmış, yerini daha çok maddi temellere dayanan bir ilişki biçimi ortaya çıkmıştır.

Güven kavramının eksen değiştirmesi, anlamını yitirmesi iyi mi olmuştur, yoksa kötü mü olmuştur?

Doğrusu konu oldukça çetrefilli, insanın durduğu yere göre değişmektedir.

Dünya hızla sanal bir düzleme, maddi temelleri olan bir yapıya, daha teknolojik bir gezegene doğru ilerlemektedir.

Dolayısıyla mevcut üretim ilişkileri, kültürel yapı ve parasal girdi ve çıktılar güvenin sayısal olmasını dayatmaktadır.  Yani bildiğimiz güven buharlaşarak, başka bir rotaya girmek zorunda kalmıştır.

Aslında laf kalabalığım bir anlamı yoktur artık. Güven ve güvensizlik tartışması geride kalmış, güven için yeni araçlar devreye girmiştir.

İnsanların bunca şüphe ile yoluna nasıl devam edeceği ise bir muammadır. Aile ilişkileri, evlilikler bile senetlerin gölgesinde şekillenmeye başlanmaktadır.

Yani sözün bir kıymeti harbiyesi kalmamıştır.

Belki de uygarlığın sonu, hayatın başka boyuta taşınma dönemine girilmektedir.

Ama buna rağmen, yürekleri insanca atanların güveneceği insanlar vardır, olmalıdır.

Çünkü insan, insana ihtiyaç duyar.

Ne para, ne robot, ne de yapay zeka insanın, insandan aldığı sıcaklığı veremez.

İşte bu sıcaklık güvendir.