Çocuk ama ağır işçi

1983 yılında Pakistan’ın en fakir bölgelerinden biri olan Mudrike’de dünyaya gelen Iqbal Masih, 4 yaşına geldiğinde diğer tüm akranları gibi 600 rupi (yaklaşık 16 dolar) karşılığında bir halı dokuma fabrikasına işçi olarak satıldı…
Haftanın 7 günü günde 14 saat çalıştırılan Iqbal 10 yaşında sadece 27 kg ağırlığında ve 6 yaşında gibi görünüyordu.
Tesadüfen çocuk işçiliğinin yasak olduğunu öğrendiğinde fabrikadan kaçtı ancak kısa sürede polis tarafından yakalanıp tekrar fabrikaya gönderildi…
Fakat o kaderine boyun eğmemekte kararlıydı tekrar kaçtı fakat bu sefer beraberinde 3.000 çocuğu da götürdü.
Iqbal Masih çocuk işçiliğine ve köleliğe karşı verdiği mücadele dünya çapında ses getirince, 1995 yılında 12 yaşında bir suikastla katledildi.

Kaynak:Aforizmalar,

Felsefe sanat mitleri

Av. Tahir Elçi’nin Anısına düzenlenen yarışmanın sonuçları açıklandı.

Urfa Barosu dört yıl önce Diyarbakır’da kameralerın önünde basın açıklaması yaparken kurşunlara hedef olan Av. Tahir Elçi’nin anısına düzenlemiş olduğu İnsan Hakları, Adalet ve Özgürlük konulu fotoğraf, şiir ve makele yarışmasında dereceye girenler açıklandı. Benim de bir fotoğrafım  yarışmada ikincilik aldı. Paylaşmak istedim.

 

ÖDÜL SONUÇLARI
ŞİİR KATEGORİSİ
BİRİNCİ – YUNUS AKBULUT
Patinaj
Tali idi her yolların çıkışı miladına
Gidilir gidilmez, gündüz ile sabah iç içe
Sabittir. Her duvak şiirde yer edinir
Belli anılar, belli rüyaların iz düşümü
İnsan yaşarken hatırlamaz eprimişleri
Yaşamazken çöker üstüne kelimelerin anlamı
Gidilmek her gülüşün sebeplerini bekler
Yüzün bir piramit olur, sallanır;
Depreminde, geometrisinde, coğrafyasında.
İkiye ayrılır dünya, bilirsiniz;
Güneşin kurumasıyla incir ağacının gölgesinde
Tütün çiğnenir, alarenklenir, neftî çıkar
Huzurda edilir harf-ı ziya, haberdir,
Tüm tipi azını çağırınca;
Birbirini tutmayan iki saatin eceli
İşleyen makinelerin zulüm paydosunda.
İKİNCİ- ÖMER FARUK İPEK
Dost
Tahir’e…
Telafisi imkansız günler adına…
İkliminde bir bülbül güle sevdalanmalı,
Lokman deva bulmalı en onulmaz sızına.
Hasretin gazabına aşk şarabı banmalı;
Firavun küllerini o Nemrut’un kızına…
Her sıla gurbet sana, bilindik diyar gider,
Ayrılık dilde kalır, bir ömürlük yâr gider…
Bakarsın renk solduran, kirlenen bir beyaza,
Bir ceylan kadar ürkek, bir aşık kadar derin.
Bakarsın, Zühre için candan geçtiği naza;
Aşkını yüreğine nakşeden bir Tahir’in…
Tövbesini yitirmiş an düşer, günah gider,
Sen üzülme güzel dost, elbet bir gün ah gider.
Ve tükenmez bilirsin cihanın hengamesi,
Her saniye ömürden dökülen bir yapraktır.
Şimdi geçmişte kalan bir sohbetin nağmesi;
Sende mahzun bir seda, bende kırk yıllık hatır…
Elbet güneş de doğar; bahar kalır, güz gider,
Gönülde yer edinen her dem ölümsüz gider…
ÜÇÜNCÜ- MURAT ARİ
ZAMAN
Bahtiyar olasın bir kıyamet sabahında!
Delinmiş göklerde inliyor seda,
Zaman; kundakta saklanan
Elemi sızdıran en soysuz ihtiyar,
Bir kurdun azığı,
Bir siyahın dışlanışı,
Telkini sabaha saçan boşboğazlar,
Diz boyu ölüm, kan pıhtıları
Kaderin sitemi, ahir belası,
En son günahın ilk vebali…
Bir yaşam sanatı dört eşikte,
Zaman; sitemi bastıran,
Yarsız yaşatan en derin duygu,
Kavgada namus, ölümde intihar,
Kara bilenmiş dar sokaklar,
Sarılar giyinmiş sonbahar,
Yıldızlar içinde güzelim bahar,
Küçük bir umuda bağlanan
Zamansız, dipsiz, sonsuz kalbim,
Bir bir yaşatan dillerde
Dik yokuşların siyahi umudu.
Zaman; ruhları çürüten ömürsüz ayin.
FOTOGRAF KATEGORİSİ
BİRİNCİ-MEHMET KARACA

Fotoğraf kopyalanmaya karşı korunduğu için baro sayfasından ulaşabilirsiniz.

http://www.sanliurfabarosu.org.tr/Detay.aspx?ID=121494

YARI%C5%9EMA%20SONU%C3%87LARI.pdf erişimi için tıklayın

İKİNCİ-ŞEYHMUS ÇAKIRTAŞ

DSC_4375...
ÜÇÜNCÜ-MEHMET KILIÇ

Fotoğraf kopyalanmaya karşı korunduğu için baro sayfasından ulaşabilirsiniz.

http://www.sanliurfabarosu.org.tr/Detay.aspx?ID=121494

YARI%C5%9EMA%20SONU%C3%87LARI.pdf erişimi için tıklayın

MAKALE KATEGORİSİ
BİRİNCİ- ONUR CAN AYKUT
ULUSLARARASI VE ULUSAL İNSAN HAKLARI
HUKUKUNDA
AÇIK VE YAKIN TEHLİKE KRİTERİ
İKİNCİ – MEHMET BAKIR KUZU
AVRUPA iNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ
ÇERÇEVESİNDE DÜŞÜNCE VE
VİCDAN’IN, DİN ÖZGÜRLÜĞÜ İLE BÜTÜNSEL
DEĞERLENDİRİLMESİ
ÜÇÜNCÜ –HÜSEYİN ERPOLAT
UTANÇ DUYGUSU VE
İNSAN HAKLARI İHLALLERİ

Hak, insanın en tabi örtüsüdür.

Bu gün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü.  İnsan olmanın dayanılmaz ağırlığının günü yani. Hak, hukuk, adalet, eşitlik, uzun lafın kısası insanın insan olmaktan doğan haklarının günü.

Hani kaybolan, dehlizlerde ayaklar altında sürünen, karanlıkta buharlaşan hakların günü.

Oysa insan haklarıyla, insandır.insan hakları

Hak, hukuk, adalet ve eşitliği insandan alın, geriye et yığını kalır.

Bu nedenle hak, insanın en tabi örtüsüdür…

YEŞİL BÖCEĞİN YOLCULUĞU

Av. Feyzi Çelik yazdı…

Küçür Onur, bayram tatili nedeniyle ailesiyle tatile gitmişti. Tatil dönüşünde yolda yesinler diye ekmek almışlardı. Ekmek torbasının içine bir böcek girmiş, böcek onlarla birlikte İstanbul’a yol almıştı. Kimse görmemişti. Eve geldiklerinde evin darmadağan olduğunu gördüler. Eve hırsız girmişti.

O sırada böcek ekmek torbasından çıkıp evi dolaştı. Kimse fark etmedi böceği. Onur, yatmak üzere yatağına giderken yastığının üzerinde yeşil renkli böceği gördü. Hiç de korkmadı. Sevindi, yaklaştı böceğe, böcek ondan kaçmadı. Sevdi böceği. Onunla konuştu. Arkadaş oldular. Onur, yalnızlığını böcekle gidermeye başladı. Odasından daha az çıkıyordu. Anne ve babası onu görmesin diye çaba harcadı. Böceğe verdiği değer, onunla konuşması, böceği onun gözünde bir insan gibi yapmıştı. Bir öğretmen gibiydi.

Bir gün annesi temizlik yaparken böceği gördü. Öldürmek istemedi. Süpürüp çöp poşetine attı. Çöp poşetini de kapının dışına bıraktı. O sırada Onur’un babası eve geldi. Çöp poşetinden çıkmaya çalışan böceği görünce irkildi. Zararlı olabileceğini düşündü. En çok da Onur’u düşündü. Onur’u sokabileceğini aklına getirdi. Ayağı ile basarak öldürmeyi düşündü. Bir yandan da böceğin yeşilimsi rengine hayran kaldı. Telefonu ile fotoğrafını çekti. Ayağı ile bastı. Öldüremedi. Ayağının altından kaydı. Durmadı, ayakkabısının topuğunu böceğin üzerinde gezdirdi. Ezdi onu. Kafasını, gövdesini, omurgasını iyice ezdi. Öldüğünden emin olduktan sonra cebinden çıkardığı kağıt mendile sararak çöp poşetinin içine attı.

Akşam olmuştu. Onur, odasında böceği aradı, bulamadı. Anne ve babasına da sormak istemedi. Gelir diye düşündü. İçinden çağırdı. Gelmedi.

Babası yanındaydı. Telefonuna baktı. Böcek telefonun içine girmişti onun gözünde. Ordan çıkarmaya çalıştı. Çıkmayınca babasına haber verdi. Babası, böceği öldürdüğünü söyledi. Onur, telefondaki böceğin resmine baktı, telefonu yanına aldı. Babasına kızdı. Sessizce odasına çekildi. Gözünü telefondaki resme bakmadan alamadı. Ağladı. Sonra telefonu kapatıp salona bıraktı. Odasına girdi, kapıyı kapadı.WhatsApp Image 2019-12-10 at 18.20.27

Surîk

Eskiden düğünlerde evin damina Surîk denilen kırmızı bir bez ve sopanin başına da soğan saplaniırdı. Surîk ve soğan düğün bitse bile bir kaç gün kalır ,sonra kaldirilirdi. Surîk düğün evi olduğunu gösteren bir işaret ti.

Kar Sedat’la geldi evimize.

Soğuk memleketlerde kış haberli gelirmiş. Önce yüksek yerlere kar ince bir örtüyle kendini belli eder, sonra biraz daha yakın yere yağar ve bir gün gece yarısı her tarafı bembeyaz örtüsünü bırakıp, dağın başına oturur. Kış gelmiştir artık. İster inan, ister inanma.

…

Karacadağ’da da kar yağmış. Dosttum Belgesel Fotoğrafçı Sedat Kıran soğuk, kar boran demeden çekmiş bu gün. Yüreğine, objektifine sağlık. 78741066_2940968192594649_499095536465346560_n

Fotoğraflara yansıyan bölge Karacadağ Kayak Merkezi. Henüz kayak için kimsecikler yok. Benim gibi meraklılar da uzaktan izlemeyi seçtiği için, iş Sedat’a düşmüş. Biraz daha kar yağsa, kaymaya hazır hale gelecek sanırım. Belki bu yıl, Karacadağ’da kışın izini sürer, Sedat’la bambaşka fotoğraflar çekeriz. Umut ederek fotoğrafları kullanmama açan Sedat’a teşekkürü borç biliyorum. Selam olsun.

Gün batarken, yarını düşlemek…

Her akşam biraz ömür yitimidir. Renk armonisi de olsa insan içinde bir hüzün berikimidir. Her akşam bir yorgunluk, biraz içe çekilmedir.

Ama aynı zamanda umudun depreştiği zamandır.

Kızım Berivan artık bir mühendis. Yüksek lisans yarı da kalsa da, o artık kendi mesleğinin emekçisi. Hem de uzakta, deniz kıyısında. Gün bitimini ölümsüzleştirdiği anı babasına göndermiş. Paylaşmak istedim…

Işık umudun ta kendisidir. Güneş gibi kal kızım.

WhatsApp Image 2019-12-03 at 20.02.30

16 yaşında ama herkesten daha yaşlı.

 

İsveçli çevre aktivisti Greta Thunberg, Madrid’deki İklim Zirvesi’ne katılmak için yelkenliyle Portekiz’in başkenti Lizbon’a geldi. Çevreyi kirlettiği için uçak kullanmayı reddeden 16 yaşındaki aktivist Atlas Okyanusu’nu yelkenliyle aştı. Yaklaşık üç haftalık yolculuğun ardından Portekiz’e ulaşan Thunberg’i Lizbon limanında coşkulu bir kalabalık karşıladı.

Thunberg’in Lizbon’dan, COP 25 İklim Zirvcesi’nin düzenlendiği Madrid’e trenle geçmesi bekleniyor.Atlantik'i yelkenliyle aşan Greta Thunberg Lizbon'a ulaştı

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Konferansı (COP 25) dünya liderlerinin katılımıyla İspanya’nın başkentinde başladı. 13 Aralık tarihlerine kadar devam edecek olan zirvede 2015 Paris Antlaşması’nda alınan “karbondioksit salımının düşürülmesi kararının” eylem planı masaya yatırılacak.

Kuralları BM tarafından belirlenen 156 sayfalık anlaşmanın eylem planının öncelikli hedefi, küresel karbon salınımında sera etkisinin 2 dereceden 1.5 dereceye düşürülmesi.

COP 25 zirvesinin Şili’nin başkenti Santiago’da düzenlenmesi düşünülüyordu ancak ülkede baş gösteren protesto gösterileri nedeniyle konferansların Madrid’de yapılması kararlaştırılmıştı. Bir önceki iklim zirvesi COP 24 ise 2018 Aralık’ında Polonya’nın Katowice şehrinde gerçekleşti.

Kaynak: euronews