Güneş Tutulması ve Barış

M.Ö 5 ile 6.yüzyılda yaşayan ve tarihin babası sayılan Heredot’un yazdıklarına göre Kürtlerin atası sayılan Medler ile Lidyalılar arasında  uzun süren bir savaş yaşanır. Savaşın nedenleri belirsiz olsa da sonucu sarsıcı ve ilginçtir.

Bütün Anadolu ve Mezopotamya’ya hakim olan Asur İmparatorluğu M.Ö. 612 yılında, Med ve Babillilerin ortak saldırısına yenik düşer. Med imparatorluğu,  Mezopotamya ve Anadolu’nun  yüksek platoları boyunca, batıya Kızılırmak’a doğru sınırlarını genişletirler ve Yozgat sınırları içinde yer alan Kerkenes Dağı üzerinde Pteria adıyla anılan yeni büyük bir şehir kurarlar. Etrafı sağlam surlarla çevrili olan şehir kısa zamanda önemli bir merkeze döner.

Ancak, bu genişleme yeni savaşların da yaşanmasına neden olur.  Medler ile Lidyalılar arasında anlaşmazlıklar çıkar,  uzayıp giden anlaşmazlıklar ve çarpışmalar yaşanır. Yine Herodot’a göre, “Lidyalılar ve Medler arasında savaş patlak verdi ve beş yıl boyunca çeşitli başarılarla devam etti. Bu süreçte Medler, Lidyalılara karşı birçok zafer kazandılar ve Lidyalılar da Medlere karşı birçok zafer kazandı.  Altıncı yılda ise başka bir çarpışma oldu ve bu sırada, savaş iyice ısınırken, gün aniden geceye dönüştü.”

Sonradan “Güneş Tutulması Savaşı” olarak adlandırılacak bu olay, MÖ 585 yılının 28 Mayıs günü meydana gelir. Güneş tutulması nedeniyle her iki tarafın askerleri korku ile irkilirler ve savaşı durdururlar. Güneş tutulmasını “Tanrılar bizim savaşmamızı istemiyor” diye yorumlayan Medler ve Lidyalılar arasında sükûnet olur ve Kilikyalılar ve Babiller’in arabuluculuğuyla imzalanan barış antlaşması ile savaşa son verilir ve sınırlar tekrar belirlenir. Antlaşma karşılıklı kız alıp verme ile de sağlamlaştırılır. 

Bu olay üzerinden çok zaman geçti. Ne insanlar eski insan, ne de zaman eski zaman. Korkunç bir teknolojik gelişim söz konusu. Doğa olaylarının gizi çözüldükçe insanlar artık daha az korkuya kapılıyor.

Oysa ilkel de olsa, Güneş tutulduğu için Med ve Lidyalılar tarih boyunca konuşulacak bir barışa imza attılar.

Peki şimdi?

Nerde?

Her şey o kadar otoriterleşmiş ki ne Güneş’in kararması, ne de ayın tutulması etki yapabiliyor.

Ne bileyim, belki de kıssadan hisse deyip durmak gerekiyor.

    Hayatım boyunca şiddetten beslenen düşüncelere uzak durdum, Nefsi müdafaa dışında girişilen eylemleri doğru bulmadım ve ölümler üzerinde kurulan siyasetleri az çok eleştirdim. Mümkün oldukça sorunların çözümünde savaş dışı, barışçıl yöntemleri savundum.

Halen de aynı yerdeyim.  Bütün sorunlarda diyalog ve barışı esas alırım. Barışı savunmanın bir vicdan meselesi olduğu, barışın insanlık için hala en büyük değer olduğunu da düşünürüm.   

Bu nedenle insanlığın binlerce yıllık savaş deneyiminden vazgeçip daha barışçıl yöntemler bulmak, denemek zorunda olduğuna inanırım. Yerküre için en büyük tehlike savaş politikalarıdır. İlk çağlardan bu yana durum aynıdır, değişen teknolojik araçlardır. İlk yapılan oktan, bu güne kadar devam eden sürecin mantığı aynıdır. Karşıdakine zarar vermek, yaşam alanlarını ele geçirmek, yok etmek, teslim almak.

Bu sürecin kolay bir süreç olmadığını, tarafları yıprattığını hepimiz biliyoruz. Savaşırken insan başkalaşıp öldürüyor ve aynı zamanda ölüyor.

Bu gün dünyanın önemli yer altı ve yer üstü kaynakları milyonlarca aç insan olduğu halde, savaşların sürmesi için harcanıyor. Devletler, topluluklar, gruplar hatta insanlar bireysel olarak boğazlarından kısıp, silahlanıyor. Önce kendini koruma, sonra saldırmaya dönüşen silahlanma süreci giderek daha kanlı hal aldığında artık önü alınamaz tahribatlar yaratıyor, geride sakatlar ordusu, yoksul kitleler, yaralı ruhlar bırakarak daha korkunç sonuçlara hızla koşuyor.

Savaş sadece cephedekilerine zarar vermiyor, başta toprağa, suya, ağaca, bütün canlılara zarar veriyor. Yakıcı, yıkıcı sonucu dünyayı yaşanılmaz noktaya getiriyor.

İki büyük savaş ve sonrasında süren çatışmalar, sıcak savaşlar, halen var olan anlaşmazlıklar sonucu binlerce, yüzbinlerce insan ölürken, dünya da güzelliklerini bir bir kaybediyor. Mesela sınırlar nedeniyle binlerce dönümlük arazi ekilemiyor, toprak ölüyor, ormanlık alanlar yanıyor, milyonlarca insan güvenli yerlere kaçarak mültecileşiyor. Ya da nükleer ve konvansiyonel silahlar doğaya korkunç zararlar veriyor.

Bu gün savaştan medet umanların varlığı, ortamı gerektiğinde bulandırması yeni bir olay değil. Çok eski çağlardan bu yana yöntem aynı; savaşı kazanmak, emellerine ulaşmak için her türlü hile, yol, yöntem mubah sayılıyor.

Uzayda, doğada yaşanılan olağanüstü değişiklikler kısa süreli de olsa insanlarda korku ve heyecan yaratabilir. Güneş ve ay tutulması ya da gökyüzünün bilinenden daha fazla kızıllaşması, deprem insan psikolojisi üzerinde olumsuz etki bırakabilir.

Ama ne yazık ki ilk çağlarda olduğu gibi “Tanrılar bizim savaşmamızı istemiyor.” duygusu oluşmuyor.

Bu nedenledir ki şimdiki zamanların savaşları hem daha yıkıcı, hem de daha sarsıcı.

Oysa daha masum davranıp, savaşlara ara vermek için bir neden bulmak hiç de zor değil.

Usta yazar Yaşar Kemal’in dediği gibi “Dağlar, insanlar ve hatta ölüm bile yorulduysa, şimdi en güzel şiir, barıştır.”

İnsanlık tarihi, bir anlamda savaşlar tarihidir. Nereyi kazsan, araştırsan işin içinde savaşın izleri çıkıyor. Kötü ama gerçek olan bu. İnsanlar, toplumlar, devletler sorunlarını çözemeyince şiddete, şiddetten öte planlı öldürme eylemine yani savaşa başvuruyor. Tarih boyunca bu gerçeklik hiç değişmemiş. Silahlanma süreçleri de zaten bunu doğruluyor. Dünya genelinde silahlanmaya ayrılan bütçeler korkunç boyutta ulaştığı biliniyor.. Silahlanmaya ayrılan paralarla  dünyadaki bütün açlığı gidermek mümkünken silahlanma tercih edilmesi çok acı verici.

Sonuç olarak Güneş bir kez daha tutulsa, kararsa ve tutulma bittiğinde savaşanlar bütün yeryüzünde ışığa koşsa ve barış için bir neden bulsa diyorum..

Barış için bir neden…

Tıpkı binlerce yıl önce olduğu gibi…

https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/yozgat/kulturatlasi/kerkenes-ve-gunes-tutulmasi-efsanesi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Halys_Nehri_Muharebesi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: