Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

About ŞeyhmusÇakırtas

Işığın rotasında bir yolcuyum. Elimde işe yaramayan iki diploma, ferman tarzında göksüme asılı KHK belgesi ve ucuz sayılan bir iki fotoğraf makinam var. Değişik düşüncelere, dünyalara yolculuğu seviyorum. Kural, kaideleri çok sevmem, ama ilkesiz de yaşamam. Fotoğraf ve yazı peşinde ki yolculuğum henüz orta okul sıralarında başladı. Yıllardır da devam ediyor. Henüz iyi bir fotoğraf emekçisi olamadım, ilk göz ağrım bir kitabım var. Aynadaki Zamandan/İzler adlı kitabım aynı zamanda fotoğraf ve kalemle uğraşımı anlatıyor. İnsanların hikayesini, fotoğraflarını okuyucuya ulaştırmaya çalıştım. Hayatımın en iyi karesi yakalamak için gezmeye, o anı dondurmaya, kalemi oynatmaya çalışıyorum. Mutlaka bulacak, Kaf dağında olsa da fotoğraflayacağım diye düşünüyorum. Belgelemek, yoksul ve yoksunların duygularını ölümsüzleştirmek hoşuma gidiyor. Sokakları seviyorum, insanları, değişik kültürleri, tarih ve doğayı seviyorum. Bir de sevmediğim bir şey var. Saydıklarıma tezat olan, yıkan ve yok eden savaşı hiç sevmiyorum... Bu yolda bana destek olmanızı istiyorum. Destek derken yazdıklarımı okuyun, fotoğraflarımı inceleyin, hesabımı takip edin ve beni acımasızca eleştirin... Hatta siz de fotoğraflayabilir, yazabilir ve blogumda yayınlaması isteyebilirsiniz. Sizinle canlı bir ilişkilenme sağlayabilirsem, mutlu olacağımı, çok şey öğreneceğimi biliyorum... Hepimize selam ve saygılarımla..

Deli ya da akıllı. Siz karar verin.

Deli mi akıllı mi? Siz karar verin…

2 görüntüleme
Bu kadar derinlikli tahlil yapan başka kimse görmedim…

DAHA FAZLA GÖSTER

Video Yerleştirin
Başlat:
YERLEŞTİRME SEÇENEKLERİ

Oynatıcı kontrollerini göster.
Geliştirilmiş gizlilik modunu etkinleştir.

İnternet sitenize YouTube videosu yerleştirerek YouTube API Hizmet Şartları‘nı kabul etmiş olursunuz.

Türkiye’de ki Suriye’liler.

İstanbul Valiliği’nin yaptığı açıklamayla kentte kaydı olmayan Suriyeli sığınmacıların bir aydan kısa sürede İstanbul’u terk etmeleri gerektiği duyurusunda sonrasındaki tartışmalar devam ediyor.

Valiliğin açıklaması sonrası İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da bugün yaptığı açıklamada kaydı bulunmayan sığınmacıları kontrol altında tutmak zorunda olduklarını söyledi.

“Kimseyi sınır dışı yapmıyoruz, yapamayız” diyen Soylu, “İşimiz kaçakları yakalayınca kamplara göndermek” diye konuştu.

e510İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 11 Temmuz 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’deki biyometrik verileriyle kayıt altına alınan geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 3 milyon 630 bin 575 kişi.

Müdürlük tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli sayısı bir önceki aya göre 16 bin 931 kişi arttı. Türkiye’deki kayıtlı Suriyelilerin 1 milyon 965 bin 595’u erkeklerden, 1 milyon 664 bin 980’i ise kadınlardan oluşuyor.

Suriyelilerin yüzde 46,38’ü 18 yaşından küçük

Tabloya göre 0-18 yaş aralığında 1 milyon 684 bin 207 Suriyeli bulunuyor. 10 yaşın altındaki Suriyeli sayısı ise 1 milyon 26 bin 756. Yani Suriyelilerin yüzde 28,08’i 10 yaşın altında. 0-18 yaş aralığında olanlarla kadınların toplamı ise 2 milyon 544 bin 184. Bu sayı toplam Suriyeli sayısının yüzde 70,07’sine denk geliyor.

Suriyeli genç nüfus oranı

Genç nüfus olarak tanımlanan 15-24 yaş aralığında 819 bin 60 kişi bulunuyor. Suriyeli genç nüfusun toplam Suriyeli sayısındaki oranı yüzde 22,56. Türkiye’nin genç nüfus oranı ise yüzde 15,8.

Yaş tablosuna göre kayıtlı Suriyelilerin yaş ortalaması 22,5. Türkiye nüfusunun 2018 verilerine göre yaş ortalaması ise 31,7.

Erkeklerin 300 bin kişi daha fazla

Tabloya göre Suriyeli erkeklerin sayısı Suriyeli kadınların sayısından 300 bin 615 kişi fazla. Erkek-Kadın sayısı arasındaki en büyük fark 88 bin 153 kişi ile 19-24 yaşaralığında. Yaş sayısı artıkça bu fark azalıyor. 55 üzeri yaş aralıklarında kadınların sayısının erkeklerden fazla olduğu görülüyor. Kayıt altındaki Suriyeli sayısı 31 Aralık 2018 tarihinden bu yana 7 bin 383 kişi arttı.

103 bin kişi kamplarda yaşıyor

Geçici barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı 11 Temmuz 2019 tarihi itibarıyla 103 bin 579 kişi olarak açıklandı. Bu sayı geçen ay (Haziran 2019) 109 bin 262 kişi, 2017 Aralık ayı sonunda ise 228 bin 251 kişiydi. Buna göre kamplarda yaşayan Suriyeli sayısı 2018’in başından bu yana 124 bin 672 kişi azaldı. Suriyelilerin yalnızca yüzde 2,85’i kamplarda yaşıyor.

Şehirlerde yaşayan Suriyelilerin

11 Temmuz 2019 tarihi itibarıyla şehirlerde yaşayan Suriyeli sayısı 3 milyon 526 bin 996 kişi oldu. Şehirlerde yaşayan Suriyeli sayısı geçen aya göre 22 bin 614 kişi arttı. Suriyelilerin yüzde 97,15’i şehirlerde yaşıyor. Şuan için sadece Adana, Çanakkale, Diyarbakır, Elazığ, Antep, Hatay, Kayseri, Kocaeli, Mardin, Tekirdağ, Urfa ve Kilis illerine yeni Suriyeli kaydı alınıyor. Bu şehirler dışında kalan yerlerde ise ciddi sağlık sorunları, evlenme ve yeni doğumlarda kayıt alınabiliyor. Yeni kayıt alınan iller Göç İdaresi tarafından periyodik olarak değiştiriliyor. İstanbul ise Suriyeli alımına kapalı.

İllere göre Suriyelilerin sayısı

Göç İdaresinin 11 Temmuz 2019 tarihli verilerine göre Suriyelilerin en çok yaşadığı 20 şehir ve bu şehirlerdeki Suriyeli yoğunluğu aşağıdaki tabloda yer almaktadır. En çok Suriyeli barındıran şehir 547 bin 479 kişi ile İstanbul olurken, Suriyelilerin en azolduğu şehir ise 25 kişi ile Bayburt. Bayburt’u 35 kişi ile Artvin, 56 kişi ile Tunceli takip ediyor.

Suriyelilerin en yoğun olduğu il Kilis

Suriyelilerin yerli nüfusa oranla en yoğun yaşadığı il yüzde 81,41 ile Kilis. Kilis’te kayıtlı olan Suriyeli sayısı bir önceki aya göre bin 133 kişi arttı. İstanbul’daki Suriyeli sayısı ise bir önceki aya göre bin 183 kişi arttı.

Suriyelilerin Türk nüfusuna oranla yoğunluğunun en az olduğu şehir ise yüzde 0,02 oran ile Artvin. Artvin’de 174 bin 10 Türk Vatandaşına karşılık yalnızca 35 Suriyeli bulunuyor. Türkiye’de Suriyelilerin olmadığı bir şehir bulunmuyor.

Geçici koruma altına alınan kayıtlı Suriyelilerin Türk nüfusuna oranı ise ülke genelinde yüzde 4,43. TÜİK tarafından Türkiye’nin nüfusu son olarak 82 milyon 3 bin 882 olarak açıklandı.

Vatandaşlık verilen Suriyeli sayısı

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada 8 Mart 2019 tarihi itibarıyla Türk vatandaşlığı verilen Suriyeli sayısı 79 bin 894 kişi olarak açıklandı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Kasım 2018 itibarıyla son 8 yılda Türkiye’de doğan Suriyeli bebek sayısı 405 bin 521 olarak açıklandı.

337 bin kişi geri döndü

İçişleri Bakanlığı tarafından 21 Temmuz 2019 tarihinde yapılan açıklama göre ülkesine dönen Suriyeli sayısının 337 bin 729 olduğu belirtildi.

Çalışma izni verilen Suriyeli sayısı

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından 31 Mart 2019 tarihinde yapılan açıklamaya göre Türkiye’de çalışma izni verilen Suriyeli sayısının 31 bin 185 kişi olduğu açıkladı.

Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre 26 Şubat 2019 tarihi itibarıyla en az bir ortağı Suriye uyruklu olan şirket sayısının 15 bin 159 olduğunu belirtildi.

Kaynak:Bianet

Üç Kağıtçılık…

Dün kü kaldığım yerden devam etmem gerekiyor.

Üç kağıtçılık bmv’ye binmeyle alakalı bir olgu değil. Her sosyal sınıftan üç kağıtçı çıkabiliyor.  Bu nedenle her bmv’ye binen üç kağıtçıdır anlamı çıkarılmamalı.

Dilencilik de bir miktar üç kağıtçılık barındırıyor, ticaret de. Yani hani bazen amaca ulaşmak için her şey mübah görünür ya, işte üç kağıt o zaman devreye giriyor.

Kandırmaca, olanı farklı gösterme, gerçekleri ters yüz etme de bir üç kağıtçılıktır.

Mesele şudur ki kimisi üç kağıtçılığı yaşam biçimi haline getirir, kimisi ise zaman zaman başvurduğu bir yöntem.

Her ikisi de tehlikelidir. Yalan ve dolan üzerine inşa edilen bir yanılsamadır. Bu yanılsama bazen öylesine hayatımıza girer ki farkında bile olamazsınız.

Üç kağıtçılık kaba bir sokak jorgonudur, ama bu gün üç kağıtçılık kolektif aklın ürünü olmuş durumdadır. Binlerce, yüzbinlerce hatta milyonlarca insanı etkileyecek üç kağıt oyunları hayatımızın her aşamasındadır.

Dönüp bir bakın etrafınızda. Reklamlarda anlatılan, vurgu yapılanlar doğru mudur, yoksa tamamıyla yanılsamamıdır?

Diş macunları, kilo kontrolü ürünler, kozmetik ve daha yüzlerce tüketime dayalı kimyasallar üç kağıtçılığın en kolektif halidir. Her gün birileri bizi kandırarak, milyonları cebe indiriyor.  Gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyor, gerçekleri tes yüz ediyor, cebimizde ki parayı alıyor, biz üstüne bu durumu alkışlayarak, kurulan dezgahın yaşamasına çanak tutuyoruz.

Alkışlıyoruz basbayağı. Yalanı alkışlıyoruz. Siyasetçileri alkışladığımız gibi. Önce genel geçer sözler, vaadler, gelişmişlik hikayeleri ve biraz vatanseverlik sosu. Alın size yeni vergiler, yeni sözler…

Alkış yine alkış.

Dedim ya, üç kağıt kolektif akılla yapıldığında bir değil, bir kaç değil, milyonları tek sözle kandırabiliyor.

İyileştirme, güzelleştirme adı altında ortaya çıkıp, insanları daha fazla hasta eden, çirkinleştiren devasa ilaç ve kozmetik şirketleri gibi.

Her şey yasak olabilir ama üç kağıtçılık yasak olamaz. Ne sınırı belli, ne de mekanı. Her şey yolunda gider, ama arka planda korkunç bir yalan gizlidir…

Bu nedenle üç kağıtçılık bir sosyal sınıftır. Hatta bir üst sınıf olarak da nitelendirilebilinir.

Bütün sınıfları kapsayan, sosyal katmanları içine alan bir üst sınıf.

Üç kağıdın altın kuralı, üç kağıttan biri papazdır, şimdi hiç biri papazdır. Dolayısıyla kazanmak mümkün değildir. Maleseef durum bu. Üç kağıtçılık da gelişiyor.

Belki devam eder…

5f3b0d6366cd4b2de0afa0bd97d2bd0b_1442859459

 

Sokak üniversitesi…

Her gün çok değişik insanlarla karşılaşıyorum. Tanıdık, tanımadık kadrajımda ise konuşuyor, düşünce alış verişinde bulunuyorum. Sokak bir üniversite gibi. Her telden esinti var.

Yoksul mu desen, yoksa zengin mi her türden insan sakakta. Kendilerine korumaya alsalarda sokak herkesi çıplak gösterir.

İnsan neyse odur, gizlenmek ne mümkün….

Piskopat desen, şarhoş/dervis desen her türlü insan. Sadece giyimleri farklı bazen. Sosyal konumuna göre kumaşı da değişiyor elbet…

Cebindeki para, cizdanında ki kredi kartı ve üzerinde ki kariyer şalı hemencecik ele veriyor.

Dedim ya, aslında sokak insanı çıplak gösterir.

Kimse orasını, burasını örtüğüne bakmasın. Her şey çıplak.

Tıpkı kral çıplak olduğu gibi.

Ne yüzünüzdeki boya, ne elinizde ki telefon, ne de arabanızın markası hiç bir şeyi gizleyemiyor.

Neyseniz, o sunuz.

Bir milim ne ileri, ne de geri.

Sokak üniversitedir. Herşeyi insana sunar;öğrenip, öğrenmemek size bağlı.

Sokak yasak dinlemez. Bütün güvenlik önlemlerine rağmen, sıra dışı duranlar çıkar ve biat etmez kimseye.

Ne duvar dinler, ne de bariyer.

Yürür, yürür.

Belki devam eder…

Bilmiyorum yani. Sokaktaki yanılsamalara bağlı…

Belki eski bir öğretmenimi, belki de yeni tanıştığım, Avusturalya’dan gelen bir dosttu…

Ha neredeyse unutuyordum. Düzeltiyorum. Herkes çıplak değil. Üç kağıtçılar çıplak değil. Onların bin bir türlü örtüsü ve maskeleri var…

Bir onları ayırt edemiyorum. Her kesimden var. Üç kağıtçılık bir sosyal sınıf aslında…

Aha yanımdan bir üç kağıtçı geçti, bembeyaz bmv atıyla…

 

recovered_jpeg-digital-camera_80

Blogumu takip etme hakkında

Saygıder arkadaşlar,

bir süredir kendimce bir çalışma içindeyim. Amacım zihin dünyamda yer alan bazı düşünceleri bazen bir fotoğraf, bazen de kısa bir yazı ile anlatmaya çalışmak. Yazdıklarımı, fotoğraf çalışmalarımı kendim önemli bulduğum için sizlerle paylaşıyorum. Elbet eksiklerim var. Düzgün bir redaksiyona ihtiyacım var, daha düzenli ve göze hitap eden bir estetiğe ihtiyacım var. Bunları biliyor, daha güzel olanı ortaya çıkarmaya çalışıyorum.

Her şeyden önce benim zihin dünyamı bilenlerin, izleyenlerin amaçlarıma ulaşmamda bana destek olmaları, blogumu da takip etmeleri bana çok ciddi bir güç katacak.

Çünkü yazılanlar, gösterilenler takipçiler sayesinde meşruluk kazanıyor, daha çok okuyucuya ulaşıyor.

Reklam için bir bütçem yok. Hatta bir gelirim de yok. Zararı yok,

hiç olmasın. Çünkü  koca yürekli çok sayıda dosttum var…Varlığımı koruyan, büyüten dostlarım var.

Buna rağmen, yeterince takipçiye ulaşamadım. Bu nedenle mümkünse, sizin için bir yük olmayacaksa lütfen blogumu takip edin. Bu bana müthiş bir güç katacak.

Herkese buradan selam ve saygılar…

Koca yürekli arkadaşlarım güzel başlangıçlar sizin olsun.IMG-20190503-WA0003

Bir Sosyal Belgeselci Paşa İmrek

 

Türkiye-Şanlıurfa-Hilvan doğumlu olup, Ziraat fakültesi mezunu ve Sosyoloji bölümünü terk etmiştir. Ciddi bir fotoğraf eğitimi almadan, kendi kendimi geliştirip fotoğraf üretmeye başlamiştir. Çeşitli platform ve derneklerde kurucu üyelik ve yöneticilik yaptı. MEFSAD(Mezopotamya fotoğraf ve sinema amatörleri derneği) üyesi, Red fotoğraf grubunda ve serbest olarak çalışmalarına devam etmektedir. Çalışmalarım genelde toplumsal-gerçekçi ve sosyal içerikli konulardan oluşmaktadır. Analog fotoğraf makinesiyle de sokak ve o an fotoğrafları çekmektedir. Yurtdışında üç kişisel sergisi bulunmaktadır. Yurtiçinde ve yurtdışında birçok karma fotoğraf sergilerine katıldı. Fotoğrafları bazı gazete ve dergilerde yayınlandı. Birçok yerde fotoğraf sunumu ve gösteriler yaptı. Yerelde bazı fotoğraf ödülleri bulunmaktadır.

Suriye savaşının göç ve mülteci kısmını yakından takip etti. Sınırdaki mültecilerin dramına şahitlik etti. Çadır kentleri fotoğrafladı. Mülteci Çingenelerin dramlarını fotoğrafladı. Suriye’ye geçerek Kobani’nin harabe olan yüzünü çekti. Kişisel Sergileri; 2009, “DEQ” Paris kürt enstitüsü, Paris-Fransa 2014, “GÖÇERLER” Can baste sanat evi, Barselona-İspanya 2015, “KOBANİDE HARABE BİR OKUL” Barrobjectif Festivali, Bourdeaux-Fransa 2017, “SAVAŞ VE GÖÇ” Somerset House’da, Londra-İngiltere Yayınlar; National Geographic Dergisi, İZ Dergisi Uluslararası yarışmalarda ödüller de derece aldı; Sony Dünya fotoğraf yarışmasında final, Güncel olaylar ve haber , Profesyonel Fotoğraf Kategorisi 2017.

Halen Urfa’da hayatını sürdürmek için özel sektötde çalışıyor. Olaylara bakış açısı toplumcu, makinayı kullanma becerisi de bu çerçevede yol alıyor. Genç Fotoğrafçı özellikle sokak ve an fotoğraflarında başarılı. Sİyah beyaz fotoğraf çalışan İmrek Mezopotamya’da ki sosyal yaşamın belgelenmesinde önemli katkıları olmuş, olmaya devam edecek…Bu konuda en ufak bir şüphem yok.

Gözleri keskin, algısı zengin bir insan…Fotoğrafları bize, bizi anlatıyor. Belge olarak geleceğe miras kalıyor, sorunlara işaret ediyor.

Bir projektör gibi karanlıkta kalan yaşamları aydınlatıyor.

Uzun ve üretken yaşasın…